Ülke: Uganda
Başkenti: Kampala
Resmî dilleri: İngilizce, Svahili
Para Birimi: Uganda Şilini
Nüfus: 41,5 milyon
Gidilen Yer: Jinja
Uçak bileti: 1.700 TL
Vize: 50 dolar
Konaklama: 30 TL
Bir öğün yemek: 10 TL
Ananas: 2 TL
Muz: 10 kg 5 TL

Uganda’da Kampala ve Jinja. Ardından Kenya’da Nairobi ve Mombasa sonra da Tanzanya’ya uzanıp Darüsselam ve Zanzibar adasını dolaştık ama maceranın tamamını bir sayfada anlatamayacağım. Daha önceden tecrübeliydim yanıma çok az eşya aldım. 2 sinekkovar sprey, 20 paket çorba, haa bir de çocuklar için kalem ve şekerlemeler. 10 saatlik uçak ve 3 saatlik araç yolculuğunun ardından Uganda’nın güneyindeki Jinja’ya ulaştık.

HAYALLER VE GERÇEKLER
En mutlu insanlar nerede diye istatistikler vardır. Orada yaşadıklarıma güvenerek diyebilirim ki dünyanın en mutlu insanları Afrika’da. Ellerindeki imkânlara göre değerlendirmek lazım öyle değil mi? Bizdeki asgari ücretle altı ay geçinebilecek aileler var. Yol kenarında yetiştirdiği sebze ve meyveleri satan birisine “En büyük hayaliniz nedir” diye sorduğumda “Evimiz kötü durumda, iyi bir ev yapmak ve çocuğumu okutmak isterim” diyor. Hatta çocuğunu, eğitim alması için bizimle göndermek dahi istedi. Afrika’da açlıktan çok yoksulluk var. Sadece yemek için kazanıyorlar ve tüketiyorlar. Çoğu da kendi ürettiğini yiyor ve öylece yaşıyor. İşin özü kesinlikle aza kanaat eden bir toplum.

Ülkenin en önemli turizm mekânlarından biri de ‘Utanda Şelalesi’ öyle ki İngiliz kraliyet ailesi dahi zaman zaman gelirmiş.

BATI SÖMÜRGESİ
Afrika kıtasında birbirinden farklı 2.000 dil konuşulduğu tahmin ediliyor. Bunların en yaygını Hausa, Swahili ve Yoruba. Bu üç dilin dışındakilere pek rastlanmaz zira konuşan sadece birkaç yüz insan bulunuyor. Afrikalı bir Müslüman en az üç dil bilir. Kendi yerel dili, Arapça ve resmî dili İngilizce veya Fransızca. Uganda, bizim yeni kullanmaya başladığımız çipli kimliklere yıllar önce geçmiş. İngiliz, gelmiş görmüş ve sömürmüş. Hayatta kalsınlar ama güçlenmesinler istemiş. Hristiyanlığı yayan misyonerler bölgede resmen para dağıtıyor. Budistlerin dahi bulunduğu bu coğrafyaya sanırım daha sık gelmeli ve buradaki kardeşlerimizle olan bağımızı kuvvetlendirmeliyiz.

“İslamiyeti araştırıyorum”
“İslamiyeti araştırıyorum” Yüzde 30’u Müslüman olan Uganda’nın en büyük ikinci limanı Masase’ye gidiyoruz. Hristiyan olan liman başkanı Franses Magala’ya bölgeye gelen İngilizler hakkında ne düşündüğünü ve İslamiyete nasıl baktığını sorduğumda; “Araplar Müslümanlığı getirdi, İngilizler de Hristiyanlığı, biz burada sıkıntısız bir şekilde yaşıyoruz. Her din kendine taraf topluyor. Ancak dünyanın birçok noktasında insanlar ölüyor. Zulüm gören Müslümanlar var. Masum insanları öldürmenin sizin dininizde olmadığını biliyorum. Burada tanıdığım Müslümanlar gayet güzel insanlar. İslamiyeti araştırıyorum” diyor.”
UGANDA’NIN EN BÜYÜK İKİNCİ LİMANI
Masase Limanı, Uganda, Kenya, Tanzanya’ya sınırı olan Nalubaale Gölü kıyısında bulunuyor. Jinja’ya yakın mesafedeki Buvuma adasında yaşayanlar ürettikleri tarım ürünlerini Jinja’ya getirip satıyorlar ve ihtiyaçlarını alıp evlerine dönüyorlar.
SEYYAH-I FAKİR DOĞU AFRİKA’DA
SEYYAH-I FAKİR DOĞU AFRİKA’DA
Gezi belgesel programımız Seyyah-ı Fakir’in Doğu Afrika macerası 24 Ekim’den itibaren TGRT Belgesel ve TGRT Haber ekranlarında.
Dünyanın en büyük ikinci tatlısu gölü Nalubaale (Viktorya)…

Çinlilere serbest Afrikalılara yasak!
Uganda, Kenya ve Tanzanya’ya sınırı olan ‘Nalubaale Gölü’ dünyanın en büyük ikinci gölü. İngilizler bu toprakların en önemli geçim kaynağı olan bu göle kraliçelerinin ismini vermiş. Yani haritada ‘Viktorya Gölü’ olarak görürsünüz. İlginç olan bir diğer husus da kullanım hakkı Çinlilere ait. Yöre halkının gölden balık tutması yasak. Kıyıya yanaşan tekne dikkatimizi çekiyor. Başında bir kalabalık ki sormayın. Ne oluyor diye sorduğumuzda “Aman sakın görüntülemeyin” diyorlar. Öğreniyoruz ki kaçak balık tutuyorlarmış. Tutsalar ne olacak ki olta ve ağ ile koca göldeki balık biter mi?

Kenya yolunda 12 saatlik işkence!
Uganda’nın Jinja kentinden Kenya’ya doğru hareket ettik. Otobüsümüz biraz tuhaf. Kamyonun arkasına kabin koymuşlar içine de koltuk. Şoför tam gaz giderken kilometre başına koydukları tümseklerde havaya zıplıyorduk. Sadece hayal edin, 12 saat süren böyle bir yolculuğun yanında hiç durmadan son ses dinletilen yabancı müzik. Üzerine bir de arka koltukta geveze beşlinin saatlerce süren kahkahaları… En sonunda dayanamadım ve “şiiişşştt susun artık” tabii bunu İngilizce olarak söylemem icap edince biraz da gaza geldiysem demek ki “shut up” dedim. Ortalıkta derin bir sessizlik, çocuklar “Sorry” dedi. Ben de olayı uzatmadım şeker verdim barıştık ama o saatten sonra da beni kaçırırlar korkusuyla uyuyamadım.

GEZMEK İÇİN İYİ AMA…
Afrika seyahat etmek için harika bir yer, lakin orada bağlantınız yoksa ya da tur şirketleriyle gitmiyorsanız işiniz hayli zor. Ayrıca gitmeden evvel aşılarınızı yaptırmanız şart. Bu tarz seyahatlerin önemli üç kuralı; az eşya, iyi araştırma ve iyi yol arkadaşı…

Afrika’da tanıştığımız adaşım ve rehberimiz Raşit.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir