Sivas Divriği

Medeniyeti bu kadar zenginlik barındırıp günümüzde hâlâ bunları koruyan nadir milletlerdeniz. Bugün Anadolu’yu baştan aşağı dolaşan bir seyyah dünyanın yarısını gezmiş yarısı hakkında da bilgi edinmiş olur. Tek başına İstanbul’un dünyaya bedel olduğunu da söylemek isterim. Biz elimizde olanın kıymetini bilmezken, Avrupa’ya özenip onların sonradan doğma tarihini gezerken hayretler içinde kalıyoruz. Maalesef…

Bugün Makedonya Üsküp’te son 20 yılda yerleştirilmiş milyonluk heykeller bunun en bariz örneklerinden biridir. Seyyah-ı Fakir için en özel çekimlerden birini yapmak için Sivas merkeze 180 km uzaklıktaki Divriği’ye gittik. Bir çok yerde ‘Anadolu’nun El Hamrası’ tabirini görmüş belki de “Abartı mı bu?” diye sormuş olabilirsiniz. ‘Divriği Ulu Camii’ bölümümüzü izleyince fazlasını bulacağınızdan şüpheniz olmasın. Bölgeyi iyi bilen aynı zamanda Divriği Ulu Camii imam-hatiplerinden olan Naim Ayan hocamızın eşlik ettiği çekimleri izlerken hayret edecek, duygulanacak ve şükredeceksiniz.

Sizin de etrafınızda ‘Divriği Ulu Camii’ gibi bir eser varsa ve çekim yapmamızı istiyorsanız yorum kısmından bize ulaşabilirsiniz.

Lütfen düşüncelerinizi bize bildirmeyi unutmayın…

 

Divriği Ulu Camii ile ilgili genel bilgiler:

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası olarak bilinen bu yapı topluluğu, cami, darüşşifa ve türbeden meydana gelen bir külliyedir. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.

Başta kapılar ve sütunlar olmak üzere, külliyenin bir çok yerinde bulunan, Ahlatlı ve Tiflisli ustaların ellerinden çıkan, taş işçiliğinin en nadide ve en ince örneklerini yansıtan harikulade motifler tüm dünyanın ilgi ve dikkatini çekmektedir. Bu eseri farklı ve özgün kılan bir diğer özellik de, uzaktan bakıldığında simetrik olduğu düşünülen, fakat özünde asimetrik olan bezemelerde yer alan on binlerce motifin hiç birinin bir daha kendini tekrar etmemesi; kâinattaki farklı varlıkların muhteşem bir ahenk ve denge içerisinde olduklarının taşa nakşedilerek gözler önüne serilmesidir. Mimari üslubu, süsleme ve örtü sistemlerinin dengeli ve uyumlu tasarımıyla önem kazanan bu şaheser, dünyada, görülmeye değer eserler listesinin başında yer almaktadır. Bu büyüleyici eseri anlatmaya sözlerin yetersiz kalacağını Evliya Çelebi yüzyıllar önce şöyle ifade etmiştir: “Methinde diller kısır, kalem kırıktır”. Görenleri kendisine hayran bırakan bu muhteşem abide eser, sanat tarihçileri tarafından “Divriği mucizesi”, “Anadolu’nun Elhamrası” gibi ifadelerle tanımlanmıştır. 1985 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine alınan, İslam mimarisinin bu başyapıtı, aynı zamanda T.C. Cumhurbaşkanlığı makamının koruması altındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir