Yedigöller, baharın yaklaştığı şu günlerde şehir hayatının saçmalıklarından sıkılanlar için iyi bir nefes alma noktası… Ailenizle beraber gidip güvenli bir şekilde dinlenebileceğiniz, konaklayabileceğiniz, yiyip içip doyasıya dolaşabileceğiniz, harika fotoğraf kareleri alabileceğiniz ki, rastgele deklanşöre basarsanız o internetten bayılarak baktığınız fotoğrafları çekebilirsiniz!

Biz 2 yıl evvel kameraman arkadaşım Murat ile gitmiştik. 2 bölümlük bir program hazırladık afiyetle izleyiniz. Bu çekimlerde başımızdan geçen komik bir hadiseyi de sizlerle paylaşacağım.

Yedigöller o vakitler yiyecek satılan bir yer değildi, sanırım daha sonra tepeye kafe tarzı bir şeyler yaptılar. 3 gün kalacaktık, yanımıza salça, makarna, nohut v.s. gıdaların yanı sıra bir kangal da hakikisinden bol acılı cirlop gibi afyon sucuğu aldık. Bütün bunların içinde sadece sucuk işe yarayacaktı, zira kalacağımız bambu evlerde istediğimiz gibi yemek pişirme ortamı yoktu. Hatta istemediğimiz gibi de yoktu! Ateşi her türlü yakar kangalı pişirirdik, o sebepten baharatı bol ve acılı sucuğumuz bizim için hayati önem taşıyordu. Ev bildiğiniz inşaat halindeydi, yani dışarıya çadır kursak daha iyi olacaktı. Sonraki günler işçi barınağında kaldık. Bu sebepten işletmeye veryansın etmedik desem yalan olur. İşçi abilerimizin yanında kalmayı biz seçtik ve gayet de memnunduk. Bu tür mekanlarda en güzel yer orada sürekli kalanın yanıdır! Haaa merakta kalıp üzülmeyin, bambu evlerin inşaatı çoktan tamamlanmıştır, rahat rahat kalın. İnternetten de bakın çok pahalı değiller.

Muratımla birlikte sabahın erken saatlerinde dinç bir vaziyette çekimlere başladık, tabii öncesinde hafif bir kahvaltı yaptık. Hafif dediysem bekçi abimizin gönlünün zenginliği kadar, yani bomba gibi… Gerçi atom bombası yutsan ne olur böyle bir doğada dakikasında acıkıyorsun. Öğlene doğru fotoğraf safarisine çıkan bir ekiple röportaj yapıp sucuğumuzu onların mekanda pişirmeye karar verdik.

Röportaja da yansıyan o andan ve kamera arkasından diyaloglar;

  • Dedim “Abicim biz 2 saate geliriz siz bu sucuğa göz kulak olun gelince pişirip yeriz.” Adam, “Ne demek abicim bekleriz, bizimkiler de sebil zaten” dedi.

Yedigöller’in güzelliğine öyle dalmışız ve çekime öyle konsantre olmuşuz ki vaktin nasıl geçtiğini anlayamamışız. Verdiğimiz 2 saatlik süre 5 saati bulmuş. Bu kadar zaman geçmesine rağmen emin adımlarla sucuğu bıraktığımız kafilenin yanına gittik. Aman Allahım o da ne! İnce bir duman çıkıyor sucuğu bıraktığımız yerden… Ekip çoktan gitmiş, e bizi mi bekleyecekler. Gerçi tamam gidiyorsunuz da sucuğumuzu nereye götürüyorsunuz! Düşünmemişler ki, bunların yiyeceği var mı yok mu? Aç bir halde çekimleri tamamlamak için göller bölgesine indik ve akşamı ettik. Havanın kararmasına 20 dakika var ya da yok. Yeni gelen genç bir grup mangal hazırlığında… Murat’a seslendim;

  • Kardeşim hazır mısın?
  • Neye abi…
  • Kayıt
  • Abi 3-4 dakika kayıt ya var ya da yok…
  • Yeter, sen gir kayda…

Usulca yaklaştık gençlere ve seslendim:

  • Vaaaaay kardeşlerime bak, mangal yapıyoruz.

En yahşisi direk yapıştırdı lafı:

  • Mangalcı: Abi siz çok acıktınız galiba…

Hmmm yakayı ele vermiştik sanırım. 4 dakikalık kaydı karnımızı doyurmak için değerlendirecektik lakin gençler uyandı işe. Tabii arkadaşlara programda yer verecektik ki verdik de, lakin utandım:

  • Ben: Yok be birader siz yiyin çekim yapıp gideceğiz.

Neyse çekimi yaptık, ben tek lokma almadan röportaj yapıp çekildim bir yere. Murat elinde yarım ekmekle gelip oturdu yanıma ve yemeye başladı.

  • “Len nereden aldın bunu” dedim. Murat, “E adamlardan aldım dayanamadım ben abi” dedi.

Bu durum karşısında daha fazla sabredemedim ve genç arkadaşların yanına gidip;

  • Heyt be koçlar açlık zor iş, en yakın yerleşim yeri kilometrelerce ötede, haa para isterseniz para verelim lakin burada başka yemek yiyeceğimiz yeri yok.

Gençler güldü, para vermek bir yana dursun mangal aletlerini, ateşi, kömürü, yellengeç şeysini, tutuşturmak için getirdikleri saçma sapan otları ve fazladan giymedikleri iki çift ayakkabıyı da bize vermek istediler, hatta bir tanesi abartıp arabanın ve evin anahtarını da uzattı!.. Eğlendik coştuk kahkahalar atarak yemeğimizi yedik. O gün bugündür kamp yerlerine giderken pirinç, bulgur, kuru fasulye tipi bakliyat ürünleri almam. Bu arada sucuğu yiyenlere de hakkımızı helal ettik, o kadar da aç göz değiliz. Bilin diye söylüyorum öyle bir yerde insanın gözü döndü mü karşısına ayı çıksa vurur yer!

Anlattıklarım bölgede yaşayacağınız zorlukları anlamanız içindi, şakam mı gerçek mi olduğuna bölümü izleyince karar verin.

 

https://www.youtube.com/watch?v=SB6hTnn92a0

 

Comments

  1. 1- 2.Bölüm 02:30-04:20dk
    2-2.Bölüm 11:40-12:20dk
    3-Ruhi Amca
    4-Ömer Emir Sıkkin Hazretleri
    5-Göynük

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir